Gizli İlimler Dizisi

Cifir ve Remil

Cifir ve remil, İslâm dünyasının tarihî literatüründe zaman zaman adı geçen, fakat mahiyeti ve hükmü konusunda çokça tartışılan iki alandır. Ortak özellikleri; harfler, sayılar, şekiller ve çizgiler üzerinden geleceğe dair haber verme iddiasıdır. Bu yönleriyle, İslâm’ın gayb anlayışıyla sık sık çatışırlar.

Cifir Nedir?

Cifir; kısaca, harflerin ve sayıların özel anlamlar taşıdığı, bu anlamların bir araya getirilerek gelecekte olacak olaylara veya gizli bilgilere ulaşılabileceği iddiasına dayanan bir sistemdir. Bazı rivayetlerde cifrin, Hz. Ali’ye nispet edildiğine dair anlatılar bulunsa da, sahih kaynaklar bu konuda net bir delil ortaya koymaz.

Bugün cifir adıyla satılan pek çok kitap ve uygulama; harflerin ebced değerlerini kullanarak çeşitli tarihler, isimler ve olaylar hakkında yorumlar üretmeye çalışır. Bu yorumlar çoğu zaman onu yapan kişinin niyetine ve hayal gücüne göre şekillenir.

Remil Nedir?

Remil ise, kum üzerine veya kâğıt üzerine çizilen çizgilerden, noktalar ve şekiller oluşturarak geleceğe dair tahminler yürütme yöntemidir. Bir anlamda “İslâmî geometrik fal” gibi sunulduğu da olur. Ancak özünde remil, gaybı kurcalama teşebbüsüdür.

Gayb Bilgisi Kime Aittir?

Kur’an’ın açık beyanına göre, gaybın anahtarları yalnız Allah’ın yanındadır. Peygamberler bile, Allah’ın bildirmediği sürece kendi başlarına gaybı bilemezler. Bu hakikat ortadayken, harf ve çizgiler üzerinden kesin konuşan herkesin iddiası sorgulanmalıdır.

Mümin için ölçü şudur: “Bu yöntem, bana Allah’ın bildirdiği kesin bir bilgi mi sunuyor, yoksa insanların kurduğu ihtimaller mi?” Eğer ikincisiyse, buna göre hayat planı yapmak; evlilik, iş, yolculuk gibi önemli kararlarını falvari yorumlara göre belirlemek doğru değildir.

Kahinlik, Falcılık ve Cifir–Remil İlişkisi

Hadislerde, kahinlere ve falcılara gidip onların sözlerini tasdik eden kimseler şiddetle uyarılmıştır. Cifir ve remil uygulamalarının büyük bir kısmı; davranış olarak kahinlikten farklı değildir. Tek fark, kullanılan sembollerdir.

Örneğin:

Yöntemler değişse de ortak nokta aynıdır: Gayba dair söz söyleme iddiası. Bu iddia, müminin kalbini Allah’tan çok insanlara bağlar; tevekkülü zedeler.

Niçin Cezbedici Geliyor?

İnsan, doğası gereği geleceğini merak eder; bilinmeyeni öğrenme arzusu taşır. Bu arzuyu ilim ve tefekkürle beslemek yerine, kestirme yollarla tatmin etmeye çalıştığında; cifir, remil, burçlar ve benzeri alanlara kayabilir.

Oysa İslâm, kulundan gaybı çözmesini değil; gaybı bilen Rabbine güvenmesini ister. Geleceğin ayrıntılarını değil, sorumluluk alanımızdaki bugünü düzeltmemiz istenir.

İslâmî Hassasiyetle Nasıl Bakmalı?

Bu çerçevede, mümin için en güvenli tavır şudur:

İlginç tespitler taşıyan bazı cifir yorumları, tarihte yer yer gündeme gelmiş olabilir; fakat bunlar îmân esaslarını belirleyen ölçüler değildir. Mümin, akidesini delile, hayat planını da sahih bilgiye dayandırır.

Sonuç: Gaybın Kapısını Değil, Kalbin Kapısını Açmak

Cifir ve remil gibi yöntemler, insana gaybın kapısına anahtar uzattığını iddia eder; ama çoğu zaman kalbin huzurunu çalar. Oysa asıl yapılması gereken; tevbe ve dua ile kalbin kapısını Allah’a açmak, gaybı hakkında fazla kurcalamadan şunu söyleyebilmektir: “Rabbim, benim için ne hayırlıysa onu takdir et.”

Bu bakış yerleştiğinde, mümin; gizli hesapların değil, samimi ibadetin ve helal emeğin peşine düşer. İşte gerçek emniyet ve izzet de buradadır.

← Ana Sayfaya Dön